Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/sifali/public_html/index.php:3) in /home/sifali/public_html/wp-includes/feed-rss2.php on line 8
Şifalı Bitkiler » Arama Sonuçları » sah tere otu http://sifalibtkiler.com faydaları zararları Fri, 20 Dec 2013 16:41:55 +0000 tr-TR hourly 1 http://wordpress.org/?v=3.7.4 mayasıl hastalığı için doğal tedavi, mayasıl için şifalı bitkiler, mayasıl., mayasıla tedavi yöntemleri http://sifalibtkiler.com/mayasil-hastaligi-icin-dogal-tedavi-mayasil-icin-sifali-bitkiler-mayasil-mayasila-tedavi-yontemleri/ http://sifalibtkiler.com/mayasil-hastaligi-icin-dogal-tedavi-mayasil-icin-sifali-bitkiler-mayasil-mayasila-tedavi-yontemleri/#comments Thu, 07 Nov 2013 16:23:00 +0000 http://sifalibtkiler.com/?p=9226 Tıp dilinde; Erythema pernio denir. Kaşıntı ve kızartı ile ortaya çıkar. Vücudun hemen hemen her yerinde görülebilir ve bulundukları yere göre isimlendirilirler. Mayasılın Tanımı: Mayasıl diye bilinen egzama, derinin sulanması ile meydana gelen bir iltihaptır. Tıp dilinde; Erythema pernio denir. Kaşıntı ve kızartı ile ortaya çıkar. Vücudun hemen hemen her yerinde görülebilir ve bulundukları yere […]

The post mayasıl hastalığı için doğal tedavi, mayasıl için şifalı bitkiler, mayasıl., mayasıla tedavi yöntemleri appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
Tıp dilinde; Erythema pernio denir. Kaşıntı ve kızartı ile ortaya çıkar. Vücudun hemen hemen her yerinde görülebilir ve bulundukları yere göre isimlendirilirler.
Mayasılın Tanımı: Mayasıl diye bilinen egzama, derinin sulanması ile meydana gelen bir iltihaptır. Tıp dilinde; Erythema pernio denir. Kaşıntı ve kızartı ile ortaya çıkar. Vücudun hemen hemen her yerinde görülebilir ve bulundukları yere göre isimlendirilirler.

Tedavinin ilk prensibi; üzülmemek ve egzamalı yerleri kaşımamaktır. Ayrıca, su ve sabunlu sudan olduğu kadar uzak kalmak da gerekir. Su yerine permanganatlı su ve rivanollu su kullanılır. Perhiz yapılır. Acılı, baharatlı ve yağlı yenmez.

Mayasılın sebepleri: Hafif yanıklar, aşırı soğuk, sıyrıklar, çeşitli ateşli hastalık ve alerjik reaksiyonlardır. Genellikle, gençlerde görülen ve soğuk havayla bozuk dolaşıma bağlanan, el, ayak bazen de ku­lak ve burun derisinde görülen iltihaplı bir haldir. El ve ayak par­maklarının ve özellikle en küçük parmakların sırtlarında görülür.

Deri morarıp, yanar, kaşınır, üstünde ağrılı kabarcıklar beli­rir. Bu kabarcıklar zamanla patlayıp yerini geç iyileşen yaralara bırakabilir.

Bu hastalığa yatkın olan kişiler, soğukta, kalın ayakkabı, çorap ve eldiven giymeli ve soğuktan evin içine girdiklerinde, içeride ısı normal düzeyde olmalıdır. İlkin sıcak bir banyo ve ar­kasından soğuk bir duş yapmak da faydalı olacaktır.

Mayasıl için doğal Tedavi yöntemleri :

* İki litre soğuk suyun içine 100 gram atkuyruğu atılıp oniki saat bekletildikten sonra kaynatılmasıyla elde edilen su süzü­lüp söz konusu mayasıllı bölge günde, iki kez sabah ve akşam yirmi dakika boyunca yıkanır. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* İki litre soğuk suyun içine 100 gram ebegümeci atılıp oniki saat bekletildikten sonra kaynatılmasıyla elde edilen su süzülüp söz konusu mayasıllı bölge günde iki kez, sabah ve ak­şam yirmi dakika boyunca yıkanır. Bu işlem atkuyruğu yıkama­sıyla değişimli olarak iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* İki su bardağı saf ispirtonun içine bir demet ince kıyılmış maydanoz katılıp bir hafta süreyle güneş görebilecek bir yerde bekletilir. Ardından bir su bardağı dolusu bu karışım bu bardak suyla karıştırılıp söz konusu mayasıllı bölge günde iki kez, sa­bah ve akşam olmak üzere yirmi dakika boyunca yıkanır. Bu iş­lem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir kahve fincanı vazelin ile bir çorba kaşığı huş ağacı katranı merhem haline gelinceye kadar karıştırılıp söz konusu mayasıllı bölgeye günde iki kez, sabah ve akşam sürülür. Bu iş­lem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir su bardağı zeytinyağı ile bir kahve fincanı tunda ka­rıştırılıp, güneş görebileceği bir yerde bir hafta bekletildikten sonra söz konusu egzamalı bölgeye günde iki kez, sabah ve ak­şam sürülür. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir miktar taze havuç yaprağı yıkanıp temizlenerek mik­serle ezilip suyu çıkarıldıktan sonra bu su söz konusu mayasıllı bölgeye günde iki kez, sabah ve akşam sürülür. Bu işlem iyile­şinceye kadar devam ettirilir.

* Bir çay fincanı kaynar suyun içine bir çay kaşığı ince kı­yılmış ısırgan otu katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklen­dikten sonra süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere içilir. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Havanda dövülerek toz haline getirilmiş bir kahve fincanı ballıbaba tohumu ile bir çorba kaşığı arpa unu karıştırıldıktan sonra bu karışımı hamur haline getirecek kadar su yavaş yavaş katılıp iyice yoğrulur. Sonra bu hamur birer misket büyüklü­ğünde bölünüp günde üç öğün birer tane yutulur. Bu işlem iyile­şinceye kadar devam ettirilir.

* Bir miktar taze sinir otu yaprağı mikserle ezilip suyu çıkarıl­dıktan sonra bu su söz konusu mayasıllı bölgeye günde iki kez, sa­bah ve akşam sürülür. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir miktar taze yoğurt otu mikserle ezilip suyu çıkarıldık­tan sonra bu su söz konusu mayasıllı bölgeye günde iki kez, sabah ve akşam sürülür. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir su bardağı kaynar suyun içine birer çay kaşığı ince kı­yılmış taze ısırgan yaprağı ve çıban otu (çiçek salkımlarının saplan) katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere içilir. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir miktar sarımsak havanda dövülerek ezildikten sonra söz konusu mayasıllı bölgeye sürülerek kullanılır. Bu işlem iyi­leşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir litre suyun içine bir avuç tatlı baldıran yaprağı katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek, haşlanmış yapraklar, söz konusu mayasıllı bölgenin üzerine koyulur. Bu işlem iyileşince­ye kadar devam ettirilir.

* Bir litre suyun içine iki çorba kaşığı dul avrat otu katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek bir gün bekletilir ve söz ko­nusu mayasıllı bölge günde iki kez, sabah ve akşam yıkanır. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir litre soğuk suyun içine bir avuç ince kıyılmış koyungözü katılıp on iki saat beklenmesinin ardından süzülerek kalan posa söz konusu mayasıllı bölgenin üzerine koyulur. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir litre soğuk suyun içine bir avuç ince kıyılmış labada katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek kalan posa söz ko­nusu mayasıllı bölgenin üzerine koyulur. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir miktar taze köpek dili kökü havanda dövülmek suretiyle iyice ezilip lapa haline getirildikten sonra söz konusu egzamalı böl­genin üzerine sürülür. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşı­ğı kafesli sapsız diken kökü katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez, birer çay fincanı içilir.

* Bir litre suyun içine bir avuç ak kızılağaç (kozalak şeklinde­ki püskül ve kabuklan) katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek, söz konusu mayasıllı bölge günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere yıkanır. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Küçük bir cezvenin içine bir bardak su ve havanda dövü­lerek toz haline getirilmiş olan bir tatlı kaşığı ayva tohumu katı­lıp kaynatıldıktan sonra elde edilen su ile söz konusu mayasıllı bölge günde, iki kez sabah ve akşam yıkanır. Bu işlem iyileşin­ceye kadar devam ettirilir.

* Bir litre suyun içine yarım kahve fincanı mersin ağacı fi­lizi katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere içilir. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir çay fincanı kaynatılmış sirkenin içine bir tatlı kaşığı sinameki katılıp kısa bir süre beklendikten sonra söz konusu mayasıllı bölgeye günde iki kez, sabah ve akşam sürülür. Bu iş­lem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir litre suyun içine ince kıyılmış üçer çorba kaşığı kuru üzüm, papatya çiçeği, hünnap ve ravend katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere iki çay bardağı içilir. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir kahve fincanı vazelin ile bir çorba kaşığı ıtır çiçeği merhem haline gelinceye kadar karıştırılıp söz konusu mayasıllı bölgeye günde iki kez, sabah ve akşam sürülür. Bu işlem iyile­şinceye kadar devam ettirilir.

* Bir litre suyun içine ince kıyılmış 100 gram kadar taze defneyaprağı ve havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çorba kaşığı defne tohumu katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek söz konusu mayasıllı bölge günde iki kez, sabah ve akşam yirmi dakika boyunca yıkanır. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* İki su bardağı dolusu çıban otu, (çiçek salkımlarının sap­lan) mikserden geçirilerek sıkıldıktan sonra elde edilen özsuyu, söz konusu mayasıllı bölgeye günde iki kez, sabah ve akşam sü­rülür. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir litre suyun içine birkaç adet söğüt yaprağı katılıp kay­natılmasının ardından yapraklar alınarak söz konusu mayasıllı bölgeye günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere konulur. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir su bardağı kaynar suyun içine bir tatlı kaşığı ince kıyıl­mış ekşi yonca katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çay bardağı içilir. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir litre suyun içine iki çorba kaşığı hindiba kökü katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek bir su bardağı süzme bal ilavesiyle günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir miktar taze kırlangıç otu mikserle ezilip suyu çıkarıldık­tan sonra bu su söz konusu mayasıllı bölgeye günde iki kez, sabah ve akşam sürülür. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir miktar taze menekşe mikserle ezilip suyu çıkarıldıktan sonra bu su söz konusu mayasıllı bölgeye günde iki kez, sabah ve akşam sürülür. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir miktar taze lavanta çiçeği mikserle ezilip suyu çıka­rıldıktan sonra bu su söz konusu mayasıllı bölgeye günde iki kez, sabah ve akşam sürülür. Bu işlem iyileşinceye kadar de­vam ettirilir.

* Bir kahve fincanı vazelin ile bir tatlı kaşığı asitborik mer­hem haline gelinceye kadar karıştırılıp söz konusu egzamalı bölgeye günde iki kez, sabah ve akşam sürülür. Bu işlem iyile­şinceye kadar devam ettirilir.

* Birer su bardağı zeytinyağı ile çiğ süt iyice karıştırıldık­tan sonra söz konusu egzamalı bölge günde iki kez, sabah ve akşam yirmi dakika boyunca yıkanır. Bu işlem iyileşinceye ka­dar devam ettirilir.

* Yarım kahve fincanı yumuşatılmış tuzsuz tereyağı ile bir tatlı kaşığı kına iyice karıştırılıp söz konusu egzamalı bölgeye günde iki kez, sabah ve akşam sürülür. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir adet soyulmuş muz ezildikten sonra üzerine bir su bardağı limon suyu ilave edilerek iyice karıştırılıp söz konusu egzamalı bölgeye günde iki kez, sabah ve akşam sürülür. Bu iş­lem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir litre suyun içinde bir miktar lahana yaprağı kaynatılıp söz konusu egzamalı bölgenin üzerine konulup yarım saat için­de üç kez değiştirilir. Günde iki kez, sabah ve akşam tekrarlanır. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

* Bir litre suyun içine ince kıyılmış birer yemek kaşığı ka­rabaş otu ve şahtere katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek üzerine bir su bardağı pekmez ilave edildikten sonra sabah ve akşam olmak üzere günde iki çay bardağı içilir. Bu işlem iyile­şinceye kadar devam ettirilir.

* Bir litre suyun içine ince kıyılmış 100 gram kadar meşe kabuğu katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek söz konusu egzamalı bölge günde iki kez, sabah ve akşam yirmi dakika bo­yunca yıkanır. Bu işlem iyileşinceye kadar devam ettirilir.

Ahmet Maranki
Kaynak:bitkimekani.com

The post mayasıl hastalığı için doğal tedavi, mayasıl için şifalı bitkiler, mayasıl., mayasıla tedavi yöntemleri appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
http://sifalibtkiler.com/mayasil-hastaligi-icin-dogal-tedavi-mayasil-icin-sifali-bitkiler-mayasil-mayasila-tedavi-yontemleri/feed/ 0
balık otu, biberiye, sinameki, Tere otu, zayıflamada kulanılan bitkiler, zayıflamada kulanılan bitkiler neler, zayıflamak için hangi bitkiler kulanılır http://sifalibtkiler.com/balik-otu-biberiye-sinameki-tere-otu-zayiflamada-kulanilan-bitkiler-zayiflamada-kulanilan-bitkiler-neler-zayiflamak-icin-hangi-bitkiler-kulanilir/ http://sifalibtkiler.com/balik-otu-biberiye-sinameki-tere-otu-zayiflamada-kulanilan-bitkiler-zayiflamada-kulanilan-bitkiler-neler-zayiflamak-icin-hangi-bitkiler-kulanilir/#comments Sat, 12 Oct 2013 17:43:37 +0000 http://sifalibtkiler.com/?p=9013 Yağ dokularını eritmeye yardımcı olan atkuyruğu aynı zamanda yaraların iyileşmesine de yardım ediyor. Fakat tüm idrar söktürücü bitkilerde olduğu gibi çok miktarda tüketilirse böbreklerinize zarar verebilir. At kuyruğu bitkisi idrar sökücü özelliği ile bilinir. Yağ dokularını eritmeye yardımcı olan atkuyruğu aynı zamanda yaraların iyileşmesine de yardım ediyor. Fakat tüm idrar söktürücü bitkilerde olduğu gibi çok […]

The post balık otu, biberiye, sinameki, Tere otu, zayıflamada kulanılan bitkiler, zayıflamada kulanılan bitkiler neler, zayıflamak için hangi bitkiler kulanılır appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
Yağ dokularını eritmeye yardımcı olan atkuyruğu aynı zamanda yaraların iyileşmesine de yardım ediyor. Fakat tüm idrar söktürücü bitkilerde olduğu gibi çok miktarda tüketilirse böbreklerinize zarar verebilir.
At kuyruğu bitkisi idrar sökücü özelliği ile bilinir. Yağ dokularını eritmeye yardımcı olan atkuyruğu aynı zamanda yaraların iyileşmesine de yardım ediyor. Fakat tüm idrar söktürücü bitkilerde olduğu gibi çok miktarda tüketilirse böbreklerinize zarar verebilir.

Maydanoz, metabolizmanızı hızlandırarak bağ dokusunu güçlendiriyor. Maydanozu yemek ve çayını içmek, ödemlere ve vücudun su toplamasına karşı çok etkili bir yöntem olarak bilinmektedir.

Adaçayı zayıflamak isteyenler iştah kesici olarak kullanıyor. Çay ve yemeklerde baharat olarak da kullanılabiliyor.

Fesleğen vücutta biriken fazla suyu,ödemi atmaya yardımcı olur. Üstelik, içeriğindeki eter yağların moral yükseltici etkisi vardır

Kekik, sindirim şikayetlerini tedavi edici etkiye sahiptir. Metabolizmayı hızlandırır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. yorgunluk şikayeti olanlara zindelik verir.

Civanperçemi, tatlıya karşı iştahı kesicidir, tokluk hissi verir. Tazelik veren lezzeti, ağır yemeklerin tadını hafifletmektedir.

Biberiye, sindirimi düzenler. İyi bir canlandırıcıdır, kan dolaşımını hızlandırır, cildi sıkılaştırır. Et yemeklerinde baharat olarak kullanılır.

Tere otu, vücuttaki yağ yakımını hızlandırır. İnce yaprakları pişince acılaştığından çiğ tüketmek gerekir. Ayrıca içinde bir çok vitamin barındırmaktadır

Sinameki, kalın bağırsakta suyun emilmesini önleyerek müshil görevi yapar. Uzun süreli kullanıldığında bağırsaklarda yan etkilere neden olacağı için idrar söktürücü özelliği bulunan rezene ve nane gibi bitkiler ile desteklenmesi gerekir.

Balık otu, Metabolizmayı hızlandırarak zayıflamaya destek olmaktadır. İçeriğindeki maddeler tırnakları güçlendirir, saçlara parlaklık verir. Salata ve meyveli içeceklerin içinde kullanılabilir.

Kaynak:bitkimekani.com

kekik nelere kulani,

The post balık otu, biberiye, sinameki, Tere otu, zayıflamada kulanılan bitkiler, zayıflamada kulanılan bitkiler neler, zayıflamak için hangi bitkiler kulanılır appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
http://sifalibtkiler.com/balik-otu-biberiye-sinameki-tere-otu-zayiflamada-kulanilan-bitkiler-zayiflamada-kulanilan-bitkiler-neler-zayiflamak-icin-hangi-bitkiler-kulanilir/feed/ 0
hafıza için tüketilmesi gerekenler, hafızayı güçlendiren gıdalar, http://sifalibtkiler.com/hafiza-icin-tuketilmesi-gerekenler-hafizayi-guclendiren-gidalar/ http://sifalibtkiler.com/hafiza-icin-tuketilmesi-gerekenler-hafizayi-guclendiren-gidalar/#comments Mon, 05 Aug 2013 15:39:48 +0000 http://sifalibtkiler.com/?p=8363 Harvard Tıp Okulu öğretim üyesi Dr. Aoron P. Nelson zinde bir beyne sahip olmanın temel kurallarını şöyle sıralıyor:Gençlerin ve yaşlıların da en büyük sorunu zaman zaman hafıza kaybı yaşamak. Unutkanlık, artık günümüz insanının önemli sorunu haline geldi. Ame endişelenmeye hiç gerek yok. Harvard Tıp Okulu öğretim üyesi Dr. Aoron P. Nelson zinde bir beyne sahip […]

The post hafıza için tüketilmesi gerekenler, hafızayı güçlendiren gıdalar, appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
Harvard Tıp Okulu öğretim üyesi Dr. Aoron P. Nelson zinde bir beyne sahip olmanın temel kurallarını şöyle sıralıyor:Gençlerin ve yaşlıların da en büyük sorunu zaman zaman hafıza kaybı yaşamak. Unutkanlık, artık günümüz insanının önemli sorunu haline geldi. Ame endişelenmeye hiç gerek yok.

Harvard Tıp Okulu öğretim üyesi Dr. Aoron P. Nelson zinde bir beyne sahip olmanın temel kurallarını şöyle sıralıyor:

Hafızayı Güçlü Tutmak

* Tansiyon ve kolesterol seviyenizi kontrol altına alın. Kalbiniz için kötü olanın, beyniniz için de kötü olduğunu unutmayın.

* Uyku hafıza için oldukça önemli. İyi ve kaliteli uyku uyuyun. İyi bir uyku için ortalama 8 saat gerekir. Kaliteli uyku beynin yeni öğrenilenleri pekiştirmesini sağlar.

* Dengeli beslenin, bol su için. B vitamini özellikle B12 vitamini, E ve C vitamini, selenyum ağırlılı beslenin.

* Ağır diyetler ve uzun süren açlıklardan kaçının.

* Sigara ve alkol kullanmayın. Böylece beyninizde oluşacak ciddi hasarları önlemiş olursunuz.

* Stresten uzak durmaya çalışın. Aşırı stres, dikkat eksikliği, unutkanlık yaptığı gibi, kortizol hormonunu yükselterek beynin bellek için önemli bölümlerinde hasar oluşturmaktadır.

* Düzenli olarak spor yapın. Düzenli olarak yapılan sporun Alzheimer riskini yarı yarıya azalttığı ortaya çıkmış. Özellikle yürümenin beyin sağlığı ve yeniden yapılanma sürecini olumlu yönde etkilediğini gösteren çok sayıda kanıt var.

* Beyninizi geliştirecek aktivitelerde bulunun. Yeni şeyler öğrenmeye devam edin. Her yeni bilgi ve beceri birer bellek egzersizidir. Yeni sporlar, hobiler, araştırma alanları, heyecanlı ve zevkli problemler, ezberlenen yeni şiirler ve yeni diller beyniniz için en güçlü vitaminlerdir.

* Sosyal ilişkileri geliştirin. Aileniz, dostlarınız, işiniz, hemşerilik ve vatandaşlık bağlarınıza, inançlarınıza daha sıkı sarılın. İnsanlarla daha sık birlikte olmaya, aileniz ve arkadaşlarınızla olumlu ilişkiler kurmaya ve sosyal aktivitenizi çoğaltmaya çalışın.

* Beyni etkileyen ilaçları doktor önerisi olmadan almayın.

Kaynak:evdekieczane.net

hafıza için tuketilmesi gereken besinler,

The post hafıza için tüketilmesi gerekenler, hafızayı güçlendiren gıdalar, appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
http://sifalibtkiler.com/hafiza-icin-tuketilmesi-gerekenler-hafizayi-guclendiren-gidalar/feed/ 0
kuş konmaz, yeşil sebzeler, yeşilleribrüksel lahanası http://sifalibtkiler.com/kus-konmaz-yesil-sebzeler-yesilleribruksel-lahanasi/ http://sifalibtkiler.com/kus-konmaz-yesil-sebzeler-yesilleribruksel-lahanasi/#comments Mon, 17 Jun 2013 22:59:13 +0000 http://sifalibtkiler.com/?p=7969 Ülkemiz pek çok bitkinin yetişmesine uygun topraklarda yer alıyor. Millet olarak taze sebze ve meyve tüketebilme açısından oldukça şanslıyız. Pek çok çeşit sebze ve meyve yetiştiriliyor ve makul fiyatlarla tüketiciye sunuluyor. Konu sebzeler olduğunda özellikle yeşil yapraklı sebzelerin faydaları son günlerde oldukça gündemde. Gerek doktorlar, gerek beslenme uzmanları ve basın kuruluşları yeşil yapraklı sebze tüketimini […]

The post kuş konmaz, yeşil sebzeler, yeşilleribrüksel lahanası appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
Ülkemiz pek çok bitkinin yetişmesine uygun topraklarda yer alıyor. Millet olarak taze sebze ve meyve tüketebilme açısından oldukça şanslıyız. Pek çok çeşit sebze ve meyve yetiştiriliyor ve makul fiyatlarla tüketiciye sunuluyor.

Konu sebzeler olduğunda özellikle yeşil yapraklı sebzelerin faydaları son günlerde oldukça gündemde. Gerek doktorlar, gerek beslenme uzmanları ve basın kuruluşları yeşil yapraklı sebze tüketimini destekliyor. Zengin vitamin ve mineral yapısı ile sağlıklı beslenmenin en önemli parçası olan yeşil sebzelerin faydaları şöyle sıralanmakta:
 
Bamya: İdrar söktüren ve kabızlığa iyi gelen bu sebze aynı zamanda halsizlik ve bitkinliği gidermekte.

 

Brokoli: Kemik erimesini engelleyen sebze, kansere karşı koruyucu özellik taşımakta. Bol miktarda demir içeren brokoli diğer mineraller açısından da oldukça zengin.
 
Brüksel Lahanası: Kanser türlerine özellikle kolon, akciğer ve sindirim sistemi kanserlerine karşı koruyucu olan sebze kansızlığı gidererek tansiyonu dengelemektedir.

Ebegümeci: Reflü, ülser ve gastritte oldukça faydalı olan bitki sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlamaktadır. Öksürük kesici ve balgam söktürücü özelliği ile bilhassa soğuk algınlıklarında tüketilmesi önerilmektedir.

Enginar: Kolesterolü düşürerek, kalp ve karaciğer sağlığını koruyan bu faydalı bitki dinçlik ve zindelik sağlayarak zihinsel etkinliği arttırmaktadır. Kalp kaslarını geliştiren ve dolaşımı destekleyen sebze ishali keserek, sindirim sistemini temizleyen bir besin.

Karnıbahar: İdrar söktüren bitki, göğüs kanserinden koruyor. Sinir bozukluğu ve zihinsel yorgunluğu gideren bitki iç organları için faydalı özellikler içeriyor.

Kereviz: Karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını geliştiren bitkinin düzenli tüketimi ödemleri gidermekte. Yorgunluk ve sinir bozukluğuna faydalı olan kereviz sivilce tedavisi için de kullanılıyor. Çok az miktarda kalori içermesi nedeni ile diyetler için vazgeçilmez bir sebze.

Kuşkonmaz: Ülkemizde pek tanınmayan ancak yeni yeni tüketilmeye başlayan sebze vücudu zehirli maddelerden temizler, sindirim sistemini yatıştırır ve hazmı kolaylaştırır. Kalp hastalıklarına karşı koruyucu ve tedavi edicidir.

Pazı: Kabızlığı gidericidir. İdrar söktürür. Sistit ve diğer idrar yolu iltihaplarını rahatlatır ve ayrıca vücuda dinçlik verir.
 
Pırasa: Damar sertliğine karşı koruyan pazı bitkisi sindirim sistemi hastalıklarında faydalı ve cildi güzelleştirerek, koruyor.
 
Roka: Böbrekleri çalıştıran, karaciğeri koruyan, iştah açan roka: aynı zamanda idrar söktürücü ve hazmı kolaylaştırıcı özelliğe sahiptir.
 
Semizotu: Susuzluğu azaltan sebzeyi düzenli olarak tüketmek böbrek kumlarını dökerken, kanı temizliyor ve idrarı söktürüyor.

Tere: Bağırsak parazitlerini düşüren bitki, kan temizleyici ve hazımsızlığı giderici özellik taşımakta. Grip ve soğuk algınlığı tedavisini hızlandıran bitki sindirimi düzenliyor.
KAynak:sifaliotlar.org

kuş konmaz yapraklı sebzeler,

The post kuş konmaz, yeşil sebzeler, yeşilleribrüksel lahanası appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
http://sifalibtkiler.com/kus-konmaz-yesil-sebzeler-yesilleribruksel-lahanasi/feed/ 0
Doğal yollarla göğüs büyütme http://sifalibtkiler.com/dogal-yollarla-gogus-buyutme/ http://sifalibtkiler.com/dogal-yollarla-gogus-buyutme/#comments Mon, 17 Jun 2013 22:41:17 +0000 http://sifalibtkiler.com/?p=7963 Göğüslerin büyümesi için bazı bitkileri kullanma fikri şüphesiz ki yeni bir fikir değildir. Dünyanın pek çok yerinde ve farklı bir çok kültürde halk ilaçları bu iş için kullanılmıştır ve bu işin geçmişi ortaçağa kadar uzanmaktadır. Modern tıp fito-östrejen denilen maddelerin göğüsleri büyüttüğünü kabul etmektedir. Farklı yöntemler geliştirilmeden önce bitkilerle göğüs büyütmek için güvenle kullanılmıştır. Bu […]

The post Doğal yollarla göğüs büyütme appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
Göğüslerin büyümesi için bazı bitkileri kullanma fikri şüphesiz ki yeni bir fikir değildir. Dünyanın pek çok yerinde ve farklı bir çok kültürde halk ilaçları bu iş için kullanılmıştır ve bu işin geçmişi ortaçağa kadar uzanmaktadır. Modern tıp fito-östrejen denilen maddelerin göğüsleri büyüttüğünü kabul etmektedir.

Farklı yöntemler geliştirilmeden önce bitkilerle göğüs büyütmek için güvenle kullanılmıştır. Bu bitkilerin en önemlileri şunlardır;
 
Çemen Otu (Trigonella foenum-graecum): Bu ot menapoz etkileri hafifletir, kabızlığı giderir, şekeri kontrol eder, kolesterolu düşürür, boğaz ağrıları ve öksürüğü hafifletir, hazımsızlığı giderir ve en önemlisi annelerde süt salgısını arttırarak göğüs boyutunu büyütür. Çemen otu geleneksel tedavide uzun yıllar kullanılmıştır. Özellikle tohumları göğsü büyüterek, süt üretimini de etkilemektedir.

 

Cüce palmiye (Serenoa repens) : En çok prostat büyümesinde etkili olan ve Kuzey Amerika’da yetişen bu bitki göğüs büyütücü özelliğe sahiptir. Doktorlar tarafından da önerilmektedir. Bu etkisinin yanısıra iştahı dengeler, hazımsızlığı giderir. Tiroit bezi ve üreme sistemini düzenler. Göğüs büyütücü etkisi içeriğindeki fito-proteinlerden gelmektedir. Yan etkisi olmayan bu bitki aynı zamanda kadın ve erkekte cinsel isteği uyarmaktadır.
 
Yabani Yerelması (Dioscorea villosa) : Kadınların yıllardır kullandığı bir bitkidir. Cinsel uyarıcı ve göğüs büyütücü olarak kullanılır. Üreme sağlığını güçlendirir, adet öncesi sendromu giderir. Göğüs dokusunu arttırırken gergin ve dik olmalarını sağlar. Çemen otu ile birlikte kullanılması etkisini arttırır. Meyve kurutularak toz haline getirilerek masaj ile uygulanır.
 
Rezene (Foeniculum vulgare): Göğüs boyutunu ve sütü arttırır. Östrojenik bileşenlere sahiptir. Ayrıca kalp hastalığı, astım, göğüs yangısı, yüksek tansiyon için kullanılır ve kadınlarda cinsel gücü arttırır. Göğüs büyütme için gereken fitobesinler açısından zengin bir kaynaktır.
Kaynak:sifaliotlar.org

The post Doğal yollarla göğüs büyütme appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
http://sifalibtkiler.com/dogal-yollarla-gogus-buyutme/feed/ 0
çörek otu, çörek otu faydaları, çörek otu hakkında bilmedikleriniz, faydaları, hadislerle övülmüş bitki http://sifalibtkiler.com/corek-otu-corek-otu-faydalari-corek-otu-hakkinda-bilmedikleriniz-faydalari-hadislerle-ovulmus-bitki/ http://sifalibtkiler.com/corek-otu-corek-otu-faydalari-corek-otu-hakkinda-bilmedikleriniz-faydalari-hadislerle-ovulmus-bitki/#comments Sun, 16 Jun 2013 20:44:52 +0000 http://sifalibtkiler.com/?p=7959 HAdislerle övülmüş bitki olarak bilinen çörek otu hakkında bilmedikleriniz ve birçok faydasını sizler için burada paylaşıyoruz… Genel OlarakPeygamber(S.A.V) tarafından övülmüş olan çörekotu bitkisi dünyanın değişik yerlerinde değişik isimlerle bilinir ve destekleyici tedavide de bolca kullanılır. Açık mâvi renkli çiçekler açan ve 20-40 cm boyunda bir senelik, otsu bir bitkidir çörek otu. Yol kenarları ve özellikle […]

The post çörek otu, çörek otu faydaları, çörek otu hakkında bilmedikleriniz, faydaları, hadislerle övülmüş bitki appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
HAdislerle övülmüş bitki olarak bilinen çörek otu hakkında bilmedikleriniz ve birçok faydasını sizler için burada paylaşıyoruz…

Genel Olarak
Peygamber(S.A.V) tarafından övülmüş olan çörekotu bitkisi dünyanın değişik yerlerinde değişik isimlerle bilinir ve destekleyici tedavide de bolca kullanılır. Açık mâvi renkli çiçekler açan ve 20-40 cm boyunda bir senelik, otsu bir bitkidir çörek otu. Yol kenarları ve özellikle ekin tarlaları içinde bulunur. Gövde dik ve kısa tüylüdür. Yaprakların alttakileri saplı, üsttekileri sapsızdır. Çiçekler uzun saplı ve tek tektir. Taç yaprakları iki parçalı ve bal özü bezleri taşıyan 8 tâne küçük parça hâlindedir. Meyveleri çok tohumlu olup, tohumlar siyah renkli ve oval şekillidir. Güney Avrupa, Balkan memleketleri, Kuzey Afrika, Türkiye ve Hindistan’da yetiştirilmektedir.

 

Tarihi Olarak
Çörek Otu asırlar boyunca, bitkisi ve yağı ile birlikte, Afrika’da, Asya’da ve Ortadoğu’da, günümüzde ise Amerika ve Avrupa’da milyonlarca insan tarafından “sağlıklarını desteklemek için” kullanılmaktadır. Aromatik bir baharat türü ve siyah rengi hariç susam tohumuna benzer olan çörekotu, geleneksel olarak çeşitli durumlar ve tedaviler için mükemmel bir ilaç olarak da kullanılmıştır.,

İslam alimleri de peygamberlerinin övmüş olduğu bu bitkiye bigane kalamamış ve hakkında bolca eser yayınlamışlardır. El-biruni ve ibn-i Sina bunlardan bazılarıdır.

Günümüzde ise özellikle Amerika ve Avrupa’nın elit bilim merkezlerinde çörek otu hakkında araştırmalar yapılmakta ve her geçen gün yıldızı parlayan bu şifalı bitki hakkında kesin kanıtlar elde edilmektedir.

Çörek Otunun Etken Maddeleri

Takriben %21 protein, %38 karbonhidratlar ve %35 bitkisel yağlardan oluşmaktadır. İçeriğindeki aktif maddeler, nigellon, thymoquinon ve uçmayan yağlardır. Diğer maddeler ise, linoelik asit(Omega-6, Omega-3), oleic asit, palmitik asit, kalsiyum, sodium, potasyum, demir, çinko, bakır, magnezyum, selenium, fosfor, vitamin A, vitamin B, vitamin B2, niasin ve vitamin C dir.

Yukarıdaki maddelerden özellikle nigellon ve thymoquinon etken maddeleri çörek otunun destekleyici özelliğiyle doğrudan alakalıdır.

Hangi Hastalıklarda Kullanılır?

1- İlk olarak çörek otu bir hastalık durumunda kullanılabileceği gibi günlük veya gün aşırı olarak öylesine de tüketilebilir. Aşırı alınmadığı taktirde herhangi bir yan etkisi ve zararı bildirilmemiştir.(not: Alerjinizin olmadığını var sayıyoruz.)

2- Çörek otu Bağışıklık sistemini güçlendirir.

3- Vücudu tahrip eden mikroplara karşı vücut direncini artırır.

4- Kanserden AİDS e kadar bir çok hastalıkta kullanılabilir.

5- İltihaplı vakalarda iltihap engelleyici olarak kullanılabilir.

6- Nefes darlığı ve solunum yolları hastalıklarında iyi bir yardımcı etken olduğunu defalarca kanıtlamıştır.

7- Çörek Otu özünün(yağından bahsediliyor) meme, prostat, cilt kanseri gibi bazı kanser türlerinde kanser hücrelerinin gelişmesini yavaşlattığı görülmüştür

8- Bayanlarda sıkça görülen rahim ve vajinal iltihaplara iyi geldiği bilinmektedir. (Bunu, iltihabı ve akıntıyı meydana getiren mantar hücrelerini yutan vücut savunma hücrelerini destekleyerek başarmaktadır.)

9- Çörek Otu Karaciğeri Tahripten Korur şifalı bitkiler

10- Ayrıca bu mucizevi bitki canlılarda biriken zararlı toksik zehirleri de baskılar ve onların vücuttaki zararlı etkilerini en aza indirir. Özellikle hava kirliliği yaşanan illerimizde ki insanlarımızın bu mucizevi bitkiden her gün almaları gerçekten faydalarınadır.

11- Kolon kanserini engeller.

12- Şeker hastalığına Karşı sonderece fatdalıdır.

13- Yüzyılımızın hastalıklarından birisi de alerjidir. Özellikle gelişmiş ülkelerin insanları “nedeni anlaşılamayan bir şekilde” hemen hemen her maddeye karşı alerji geliştirebilmektedir. Çörek otunun alerjik reaksiyonlarda vücudu baskılayıcı rol oynadığı Berlin Charite Ünv. Tarfından kanıtlanmıştır.

14- Egzama gibi rahatsızlıklarda çörek otu iyi bir iyileştiricidir.

15- Romatizmal hastalıklar.

16- Mide rahatsızlıkları ve reflü.

17- Böbrek hastalıkları.

18- Alkolün zararlı etkilerinin en aza indirilmesi.

19- Kalp damar hastalıkları.

20- Anti oksidan oluşu.

21- Kolesterolün düşürülmesi.

22- Hiper Tansiyon(yüksek tansiyon) vakalarında.

23- Uyarıcı etkilerinden dolayı; hemoroit, hepatit, nezle, ishal, öksürük ve tenya gibi etkiler.

 

En genel Olarak Çörek Otunun Faydaları Şu Şekilde Sıralanabilir;

• Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.
• İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.
• Kansere karşı koruyucu etkisi vardır.
• Kan şekerini düzenler.
• Yorgunluk halini giderip zindelik verir.
• Damar hastalıklarını önler.
• Cinsel gücü arttırır.
• Hazmı kolaylaştırır.
• Vücuttaki toksinleri süzerek atar.
• İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.
• Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.
• Alerjileri önler. Çörekotu
• Savunma sistemini dengeler.
• Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.

 

Hastalıklara Göre Çörek otunun Kullanım Şekilleri;

Astım ve Bronşiyal Problemler (Uzak Doğu, Orta Doğu ve Malezya)
Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Günde iki defa alıır. Aynı zamanda, her gece Çörek otu yağı ile göğüs ovulur ve kaynar su içindeki Çörek otu yağının buharı nefesle içeri çekilir.

Sırt ağrısı ve diğer Romatizma çeşitleri (Orta Doğu ve Malezya)
Az bir miktar Çörek otu yağı hafifçe ısıtılır ve daha sonra romatizmalı alan yoğun bir şekilde sıvazlanır. Günde üç defa da yağdan bir çay kaşığı içilir.

Şeker Hastalığı (Hindistan)
Bir fincan bütün Çörek otu, bir fincan su teresi veya hardal tohumu, yarım fincan nar kabuğu ve yarım fincan şahtere otu karıştırılır. Toz haline getirmek için mikserden geçirilir. Bir ay boyunca, Hergün kahvaltıdan önce bir çay kaşığı Çörek otu yağı ile birlikte bir çay kaşığı karışım alınır.

İshal (Hindistan ve Orta Doğu)
Bir fincan yoğurt ile bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Belirtiler kayboluncaya kadar karışımdan günde iki defa içilir.

Kuru Öksürük (Orta Doğu ve Kuzey Afrika)
Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve günde iki defa alınır. Göğüs ve sırt Çörek otu yağı ile ovulur.

Grip ve Burun Tıkanıklığı (Genel)
Herbir burun deliğine 3-4 damla Çörek otu yağı akıtma, burun tıkanıklığını ve kafanın soğuk algınlığı ızdırabını giderebilir.

Saçın Kırlaşması(Genel)
Çörek otu yağı ile düzenli bir şekilde saçlara masaj yapılması, saçların erken kırlaşmasını önleyebilir.

Saç Dökülmesi(Hindistan ve Orta Doğu)
Kafa derisinin tamamına limonu darbeli bir şekilde sürün ve takriben 15 dakika böylece hareket edin. Sabunlayın. Durulayın ve saçların tamamını kurulayın. Daha sonra Çörek otu ile kafa derisinin içine masaj yapın. Kahve veya çaya bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak için.

Saman Nezlesi (Orta Doğu)
Bir yemek kaşığı Çörek otunu bir bardak limon suyuna karıştırın. Belirtiler giderilinceye kadar, günde iki kez alın.

Baş ağrısı (Genel)
Alın ve kulaklara yakın yüz kısımları Çörek otu yağı ile ovulur ve kafa bandajlanır. Aynı zamanda bir çay kaşığı Çörek otu kahvaltıdan önce alınır.

Sağlıklı Cilt (Hindistan)
Bir çorba kaşığı Çörek otu yağı ile bir çorba kaşığı zeytin yağı karıştırılır. Bu karışım ile yüz ovulur ve en az bir saat böyle devam edilir. Sabunla yıkanır ve durulanır.

Yüksek Tansiyon (Hindistan)
Kahvaltıdan önce her sabah iki diş sarmısakla birlikte herhangi bir içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak alın. Çörek otu yağı ile bütün vücudunuzu ovun ve üç günde bir kez 1.5 saat güneş ışınlarına maruz bırakın. Bu işlemlere bir ay devam edin.

Uyuşukluk ve Yorgunluk (Türkiye)
Bir bardak saf ve taze portakal suyu ile bir çorba kaşığı Çörek otuna her sabah 10 gün boyunca devam edilir.

Hafıza Düzeltme (Orta Doğu)
100 mg kaynatılmış nane içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve 15 gün içmeye devam edilir.

Kas Ağrıları (Genel)
Ağrıyan yerler Çörek otu yağı ile ovulur.

Sinirsel Tansiyon Stresi (Hindistan)
Bir fincan çay veya kahve ile bir çay kaşığı Çörek otu günde 3 kez alınmaya devam edilir.

İktidarsızlık (Genel)
200 g zeytin yağlı öğütülmüş Çörek otu tohumu, 100 g günlük, 50 g Çörek otu yağı, 50 g zeytin yağı, 200 g saf bal güzelce karıştırılır. Her öğünden sonra bir çorba kaşığı alınır.

Uyku Bozukluğu (Genel)
Balla karıştırılmış herhangi bir sıcak içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı ilave edilip akşamları içmeye devam edilir.

Diş ağrısı ve Diş eti iltihabı (Genel)
Önce sirke ile birlikte Çörek otu tohumları pişirilir. Çörek otu yağı ilave edilir. Diş ağrısı ve diş eti iltihabını gidermek için bu karışımla ağızda gargara yapılır.

Ülserler(Yaralar) (Endonezya ve Hindistan)
Ateş üzerinde Çörek otu tohumları kavrulur. Süsen kökü yağı ile veya kına bitkisi yağı ile karıştırılır ve merhem haline getirilir. Daha sonra cerahatlı yaralar üzerine yayılır. Sonra sirke ile muamele edilerek yıkanır.

Çörek otu Tohumu mu? Çörek otu yağı mı?

Tezde Çörek otu tohumunun lifli yapısının sindirilemediği bu durumun çörek otunun etkinliğini azatlığı savunulmaktadır. Bu durumda çörek otu yağının daha faydalı olduğu söylenir. Çörek otu
tezde ise çörek otu tohumundaki lifli yapının tohumda bulunan etken maddeleri vücuda yavaş yavaş ama etkili bir biçimde verdiği ve aşırı dozları engellediği söylenir.
Bu iki tezin de bilimsel verilerle kanıtlandığı söylenemez. Kimin haklı olduğunu ancak uzun yıllar deneme yanılma yöntemi bize gösterecek.

Ticari şekilleri ve Temininde Dikkat Edilecek Hususlar

Değerli ziyaretçilerimiz gerek sitemizdeki sponsor bağlantılardan gerekse internetten arayarak çörek otu tohumu ve çörekotu yağının ticari takdimlerine ulaşabilirsiniz. Ancak, dikkat etmeniz gereken en önemli şey Çörek otu yağının nasıl elde edildiğidir.

Çörek otu yağı 2 türlü elde edilmektedir. 1. si soğuk pres yoluyla. 2. si sıcak pres yoluyla. Sıcak pres yolunda daha fazla çörek otu yağı elde edilir ve bu soğuk presten daha hızlı ve daha az masraflıdır. Fakat sıcak pres sırasında çörek otu yağı ısıya dayanamaz ve özelliklerini yitirir. Bundan dolayı biz sıcak pres yöntemiyle elde edilmiş çörek otu yağını tavsiye etmiyoruz. Bir ürünü alırken özellikle sorun ve soruşturun tercihiniz soğuk pres yoluyla elde edilmiş çörek otu yağı olmalıdır.

Kaynak:sagliksifa.com

corek otunun mediye xeyri,

The post çörek otu, çörek otu faydaları, çörek otu hakkında bilmedikleriniz, faydaları, hadislerle övülmüş bitki appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
http://sifalibtkiler.com/corek-otu-corek-otu-faydalari-corek-otu-hakkinda-bilmedikleriniz-faydalari-hadislerle-ovulmus-bitki/feed/ 0
Kişiliğin En Büyük Mimarları Anne Ve Baba’dır http://sifalibtkiler.com/kisiligin-en-buyuk-mimarlari-anne-ve-babadir/ http://sifalibtkiler.com/kisiligin-en-buyuk-mimarlari-anne-ve-babadir/#comments Wed, 25 Jan 2012 20:33:28 +0000 http://sifalibtkiler.com/?p=7629 Anne babanın çocuğa karşı tutumu, çocuğun ileride nasıl bir kişi olacağını belirliyor ve onun kişilik, zihinsel ve sosyal gelişimi üzerinde oldukça etkili. ‘aşırı baskıcı ve otoriter’, ‘dengesiz ve kararsız’, ‘izin verici’ (aşırı hoşgörülü), ‘ilgisiz ve kayıtsız’, ‘aşırı koruyucu ve müdahele edici’, ‘mükemmelliyetçi’ ve ‘demoktratik’ olmak üzere yedi tip anne baba tutumu mevcut. OTORİTER VE BASKICI […]

The post Kişiliğin En Büyük Mimarları Anne Ve Baba’dır appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
Anne babanın çocuğa karşı tutumu, çocuğun ileride nasıl bir kişi olacağını belirliyor ve onun kişilik, zihinsel ve sosyal gelişimi üzerinde oldukça etkili. ‘aşırı baskıcı ve otoriter’, ‘dengesiz ve kararsız’, ‘izin verici’ (aşırı hoşgörülü), ‘ilgisiz ve kayıtsız’, ‘aşırı koruyucu ve müdahele edici’, ‘mükemmelliyetçi’ ve ‘demoktratik’ olmak üzere yedi tip anne baba tutumu mevcut.
OTORİTER VE BASKICI
Geleneksel aile yapılarında görülen bu tutumda, denetim yüksek, duyarlılıksa düşüktür. Çocuğun kişilik özellikleri, ilgi ve gereksinimleri dikkate alınmaz. Kuralları anne ve babanın koyduğu ve iletişimin tek yönlü olduğu tek disiplin anlayışı vardır. Çocuğa hiç bir açıklama yapılmadan konulan kurallara itaat etmesi beklenir. Eğitimde kullanılan yöntem cezadır. Ceza ya sevgiden mahrum bırakarak ya da fiziksel ceza (şiddet) olarak uygulanır. Burada cezanın amacı, yeni bir davranış kazandırmak değil, istenmeyen davranışı ortadan kaldırmaktır. Çocuğun yaptığı her şey göze batar ve çocuk sürekli cezalandırılır. Çocuk yaptığı şeyler olumlu bile olsa, ceza almak korkusuyla bunları söyleyemez. Çünkü sergilediği olumlu davranışlar görmezlikten gelinip eleştirilirken, yaptığı hatalar ortaya çıkarılır. Şımaracak korkusuyla sevgi, şevkat ve sıcaklık gösterilmez.
OVB anne baba tutumunda, anne babalar çocukları kendi kalıplarına göre yetiştirirlerken, çocuğun isteklerini bastırırlar. Anne baba ve çocuk arasındaki sözel iletişim yok denecek kadar azdır. Çocuk anneyle babanın konuşmalarına katılamaz. Babayla çocuk arasındaki iletişime çoğu kez anne tampon olur. Çocuk arkadaşlarının evine gidemez, hiçbir sırrı olamaz ve bireyselleşme hakkı yoktur. Bu tutuma maruz kalan çocuklarda sık sık ağlama nöbetleri görülür. OVB kısaca, çocuğa olur olmaz kurallar koymak ve onu yaşanmaz kurallarla yetiştirmektir.
OVB anne baba tutumuyla büyütülen çocuklar, kötü muameleye maruz kalmaktan korktukları için anne babaya karşı edilgendir fakat içten içe onlara karşı düşmanlık duyguları geliştirirler. Bu çocuklar bir nevi ‘duygusal istismar’ yaşadıkları için, acılarını kendilerine zarar vererek (örneğin kolunu bacağını keserek) gösterebilirler. Sürekli kusurları arandığı için her zaman streslidirler ve stresliyken daha çok hata yaparlar. Anne babalarının kötü davranışlarına maruz kaldıkları için kendilerine iyi davranan kişilere bile şüphe ile bakarlar. Onay görmedikleri için kendilerini değersiz hissederler. Anneye ve babaya karşı geliştirdikleri bastırılmış duygu ve düşüncelerini, kendinden güçsüzlere saldırgan davranışlar sergileyerek dışa vururlar. Kendine güven duymayan, çekingen kişiler olarak hayatlarını sürdürürler. Her hata yaptıklarında cezalandırıldıkları için, ‘hata yapanlar mutlaka cezalandırılmalıdır’ görüşünü benimser ve en küçük hatada bile hoşgörüsüz davranırlar. Bu tutumla yetişen çocuklar, kendi ailelerinde söz hakkı alamadıkları için, sosyal yaşamlarında da duygu ve düşüncelerini ifade etmekte zorlanır ve başkaları tarafından denetlenebildikleri işlerde çalışmayı seçerler. OVB anne baba tutumu ile yetişen çocuklar kısaca, hayatlarında kendi istedikleri gibi değil, olması gerektiği gibi davranır ve başkalarının kendileriyle ilgili duygu ve düşüncelerine olması gerekenden çok daha fazla önem veren bireyler olarak yetişirler.
DENGESİZ VE KARARSIZ
Bu tutum, anne baba arasındaki görüş ayrılığı, anne babanın ruhsal durumlarının değişkenlik göstermesi, doğuş sırası ve cinsiyet gibi etkenlerin sonucunda çocuklara eşit davranılmamasıyla oluşur. DVK anne baba tutumunda anne babadan biri merhametli ve aşırı hoşgörülü, diğeri ise sert ve otoriterdir. Örneğin çocuğun bir davranışını anne onaylarken baba onaylamaz ve bu durum sık sık yaşanır. Bu tutumda, anne baba aynı davranışlara farklı zamanlarda farklı tepkiler verebilir. Anne kızgın olduğunda herhangi bir şeye izin vermezken, anne sakin oldugunda o şeye izin vermesi bu tutuma örnektir. Bu ailelerde ebeveynlerin tutumu aşırı hoşgörü ve sert cezalandırma arasında gidip gelir. Disiplinin ne zaman uygulanacağı belirsizdir. Çocuk hangi davranışın nerede ve nezaman istenmediğini kestiremez.
DVK anne baba tutumuyla büyütülen çocuklar, kendilerini hiçbir ortamda rahat savunamazlar, görüşlerini açıkça söyleyemezler, iç çatışmalar yaşarlar ve önce anne babaya sonra da diğer insanlara güvenmemeyi öğrenirler. Her şeyden ve herkesten şüphelenen, dengesiz ve kararsız yetişkinler olarak yaşamlarını sürdürürler.
İZİN VERİCİ (AŞIRI HOŞGÖRÜLÜ)
Bu tutum, tek çocuklu ve orta yaşın üzerinde çocuk sahibi olan ailelerde sıklıkla görülür. İzin verici anne baba tutumu, çocuğa aşırı sevgi verildiği, yaptırımın olmadığı, kuralların sınırlarla belirlenmediği, çocuğun her istediğinin anında yerine getirildiği, çocuk merkezli anne baba tutumudur. Evin reisi çocuktur ve kuralları çocuk belirler. Çocuk yanlış bir davranış yaptığında “bir daha yaparsan karışmam” diye cezaların ertelendiğini yaşayarak öğrenmiştir. Çocuğa tanınan haklar sınırsız, görev ve beklentiler en az düzeydedir. Bu aşırı hoşgörü çocuğun aileye hükmetmesine ve çok az saygı göstermesine neden olur.
İzin verici anne baba tutumuyla yetişen çocuklar, kuralsızlığa alıştıkları için sınırlarını bilemez, isteklerini erteleyemez, istekleri ertelendiğinde hırçınlaşır ve anne babayı tehdit ederler. Her istediğini ailesine yaptırmayı alışkanlık haline getiren çocuk, bu tavrı arkadaşlarından da bekler, okul çevresinde ve arkadaş ortamında uyum problemi yaşar. İzin verici anne baba tutumuyla yetiştirilen çocuklar; her istediklerini elde ettikleri için doyumsuz olur, eleştiri kabul etmez, gururlu, kibirli, sabırsız bireyler olarak yaşamlarını sürdürürler.
İLGİSİZ VE KAYITSIZ
Bu tutum, istenmeyen bir çocuk dünyaya geldiğinde, anne baba olmayı tam olarak benimseyememiş ebeveynlerde, çok çocuklu, kalabalık yaşayan, eğitim seviyesi düşük ailelerde görülür. İVK tutumunu benimsemiş babaların çocuğuna ve ev yaşamına ilgi duymayan, annelerin ise evle ilgilenmekten hoşlanmayan, eğitime önem vermeyen, çocuklarına karşı mesafeli ve uzak duran ve annelik görevlerini benimseyen kişiler olduğu görülür. İVK anne baba tutumunda ‘saldım çayıra mevlam kayıra’ anlayışı hakimken, hoşgörü ve boşvermek birbirine karıştırılır. Bu ailelerde ya sadece anne ya sadece baba ya da her ikisi de çocuklarının ilgi ve gereksinimlerine tepkisizdir. Ebeveynler çocuklarının ruhsal durumları ve okul başarısıyla ilgilenmez, çocuklarına yeteri kadar zaman ayırmaz ve çocukları için hiçbir konuda gerekli çaba harcamazlar.
Bu tutumla yetişen çocuklarda dikkat çekmek amacıyla huysuzluk nöbetleri, kaba ve müstehcen dil kullanma, gösteriş ve ilgi merakı, okuldan kaçma, sınıfta gürültü yapma, söz almadan konuşma gibi davranış bozuklukları görülebilir. Bu tutumu benimsemiş ailelerde yetiştirilen çocuklar, bir gruba ait olma duygusuyla yanlış arkadaşlıklar kurabilir ve zararlı alışkanlıklar edinebilir. Okula karşı ilgisizlik,  kural tanımama, zamanı iyi değerlendirememe, suça eğilimli olma, başına buyruk yaşamayı isteme, hatta okulu bırakıp erken yaşta çalışmaya başlama gibi hayatlarını olumsuz yönde etkileyecek tutum ve davranışlar oldukça sık görülür.
AŞIRI KORUYUCU VE MÜDAHELE EDİCİ
Ailelerinde kayıp yaşamış, geç çocuk sahibi olmuş, çocuklarından bir ya da birkaçı hasta olan, kendi ailelerinden ilgi görmemiş, evlilik hayatlarında problemler yaşayan, ya kendisinde ya eşinde ya da her ikisinde birden ruhsal problemler görülen ailelerde bu tutum sıklıkla karşımıza çıkar. Anne babaların çocukları için geliştirdikleri aşırı kaygı, çocuklarını aşırı korumaya yönlendirir. Bu koruyuculuk daha çok anne ve çocuk arasındaki ilişkide yaşanır. Bu tutumda, çocuk ihtiyaçlarını karşılayabilecek yaşa gelmiş olsa bile, anne baba çocuğun tüm ihtiyaçlarını karşılamaya devam eder, çocuğun başına kötü bir şey gelecek kaygısı ile kendi başına bir şey yapmasına izin vermez. Kişisel bakımdan tutun da sosyal becerilerine kadar çocuğun tüm ihtiyaçları karşılanır. Bu tutumda, anne baba hayatlarını çocuk üzerinden yaşar, çocuğa bağımlılık geliştir. Çocuğa aşırı sevgi verilir fakat sorumluluk verilmez. Anne baba çocuğun sorumluluklarını kendileri yerine getirir. Çocuğa kazandırılmak istenen davranışlar, duygu sömürüsü veya aşırı şevkat yöntemiyle kazandırılmaya çalışılır, çocuk şımardıkça şımarır. Okul çantasını hazırlamak, giysilerini seçmek ve giydirmek, ödevlerini yapmak aşırı koruma davranışına örnek olarak sunulabilir.
Bu tutumla yetiştirilmiş çocuklar, zorluklar karşısında ne yapacağını bilemeyen, her olayda annesine ve babasına dayanan, aileye bağımlı, kendisini himayesi altına alabilecek herkese karşı bağımlılık geliştiren ve bu himayeyi ileride de eşinden bekleyen, çevresindeki kişilerin ona hizmet etmesini isteyen,  sorumluluk duygusuz gelişmemiş, ürkek, çekingen ‘hiç büyümeyen yetişkin çocuk’ olarak kalırlar.
MÜKEMMELLİYETÇİ
Bu tutumda, ebeveynler kendi gerçekleştiremedikleri yaşantıları, çocuklarının gerçekleştirmesini ister ve her şeyin en iyisini çocuğundan bekler. Çocuk, kapasitesinin çok üzerinde eğitimlere tabii tutulur, çocukça davranışların hepsi yasaklanır, arkadaş seçimlerini ebeveynler yapar.
Mükemmelliyetçi anne baba tutumuyla yetişen çocukların fikirleri genellikle çok katı olur, onlar için ya bir şey çok olumlu ya da çok olumsuzdur. Bu tutumda, çocuk kendi içgüdüleri ile ailenin beklentileri arasında sıkışıp kalır, bu iç çatışma çocuğun ailesine karşı sevgi ve nefret arası duygular beslemesine neden olur. Bu tutumla yetiştirilen çocuklar, her şeyin en iyisini yapmak ve en üstün olmak isterler. Eğer istedikleri seviyeyi yakalayamazlarsa hayal kırıklığına uğrarlar ve çalışmayı tamamiyle bırakabilirler.
DEMOKRATİK
Bu tutumda anne babaların çocuklarını koşulsuz bir sevgiyle kabul ettikleri ve çocuğun ilgilerini göz önünde bulundurarak, yeteneklerini geliştirecek ortam hazırladıkları görülür. Demokratik anne baba tutumunu benimsemiş olan ailelerde, aile huzurludur. Aile bireyleri birbirlerine duygu ve düşüncelerini rahatça ifade edebilir, birbirlerine karşı hisleri konusunda net ve açık olur, bir problemle karşı karşıya kaldıklarında o problemi hep birlikte çözmeye çalışır, evle ilgili alınması gereken bir kararda çocukların da söz hakkı olduğunu savunur. Herkesin eşit söz hakkı vardır. Çocuğun bağımsız bir birey olduğu kabul edilir ve çocuk konuşmaya teşvik edilir. Çocuk alacağı kararlarda serbest bırakılır, aile içerisinde kabul gören ve görmeyen davranışlar ve sınırların bellidir. Çocuk bu sınırlar dahilinde özgürdür. Anne ve baba çocuklarına iyi model olur ve çocuklarında görmek istemedikleri davranışları kendileri de yapmaz.
Demokratik anne baba tutumuyla yetişen çocuklar, sınırlarını bilen, kendi inandıklarını sonuna kadar savunabilen, otoriteye körü körüne bağlı olmayan, ilişki kurabilen, fikirlere saygı duyan ve hoşgörülü bireyler olarak hayata atılır ve kendileriyle barışık bireyler olarak yetişirler.
ÇOCUĞA NASIL DAVRANMAMALI?
Eğer çocuğa “şöyle yapma böyle yap” gibi sözlerle öğütler verirsek, “üzüleceğine otur da dersini çalış” gibi ifadeler kullanarak yönlendirirsek, “zaten sen hep kolaya kaçarsın” gibi sözlerle yargılarsak, “çocuk gibi davranıyorsun” diyerek eleştirirsek, “gerizekalı” “aptal” dersek, sorgular ve suçlar gibi sorular sorarsak, “aslında ben senin neden böyle yaptığını biliyorum” şeklinde tanı koyarsak, “aslında senin derdin başka” gibi sözlerle tahlil edersek, “aman boşver, düzelir, canını sıkma” gibi sözlerle teselli edersek, çocuk bizlerle konuşmak istediğinde, onu dinlemeyip başka bir konudan laf açarsak; çocuk anlaşılmadığını ve sevilmediğini düşünebilir, gücenip içine kapanabilir, benlik saygısı zedelenebilir, hayata karşı olumsuz bakış açısı geliştirip kendine ve çevresine saygı duymayaya başlayabilir, inadına hareket edebilir, karşılık verebilir, kızgınlık, öfke, güvensizlik duyguları geliştirebilir, yalan söyleyebilir, kendini ifade etmemeye başlayabilir ve kendini başarısız hissedebilir.
DOĞRU DAVRANIŞ ŞEKLİ
Demokratik tutumun en ideal anne baba tutumu olduğunun altını çizen Uzman Psikolog Zeynep Göktuna, çocuğa olumsuz duygular yaşatmamak için, çocuğa anlaşıldığını, kabul edildiğini, koşulsuzca sevildiğini göstermenin gerekli olduğunu söylüyor. “Çocuğa zaman ayırmalı, çocukla konuşmak için farklı sohbet konuları yaratmalı, sık sık söz hakkı vermeli, çocukla konuşurken çocuğun gözlerinin içine bakmalı, onu can kulağı ile dinlemeli, fikirlerine değer verdiğimizi hissettirmeliyiz” diyen Göktuna, çocuğun kabiliyetlerini fark etmenin de önemli olduğunu ifade ediyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Çocuğa yaşına uygun sorumluluklar vermeli, onu takdir etmeli, başkalarının yanında küçük düşürmemeli, başka çocuklarla kıyaslamamalı, eleştirmemeli ve yargılayıcı olmaktan çekinmeliyiz. Onu çocuğa topluluk içerisinde söz alması için cesaretlendirmeliyiz. Çocuğun istek ve ihtiyaçlarına duyarlı olmalı, başarması için fırsat vermeli, inançlarına ve fikirlerine saygı göstermeli, doğru yaptığı şeyler için övmeli,  daha iyiyi hedeflemesi için cesaretlendirmeliyiz.”
“Sadece çocuğa birşeyler söyleyerek, nasihatlar vererek, söz dinleterek kurulan tek yönlü bir iletişim, iletişim değildir” diyen Göktuna, sözlerini Mevlana’dan bir alıntıyla bitiriyor: “İletişim aynı dili konuşmak değil, aynı duyguları paylaşmaktır.”

The post Kişiliğin En Büyük Mimarları Anne Ve Baba’dır appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
http://sifalibtkiler.com/kisiligin-en-buyuk-mimarlari-anne-ve-babadir/feed/ 0
Aşırı Kıskançlık İlişkilerde Sona Doğru Götürüyor http://sifalibtkiler.com/asiri-kiskanclik-iliskilerde-sona-dogru-goturuyor/ http://sifalibtkiler.com/asiri-kiskanclik-iliskilerde-sona-dogru-goturuyor/#comments Fri, 13 Jan 2012 19:50:15 +0000 http://sifalibtkiler.com/?p=7569 Kadın erkek ilişkisinde en tehlikeli duygulardan biri olan kıskançlık, çoğu kişi için aşılması çok zor bir durum. Kıskanç insanların yaptığı davranışlar kendilerine göre normal sayılsa da kıskanılan kişi için aynı durum söz konusu değil. Peki, kıskançlık kadın ve erkek ilişkilerini nasıl etkiliyor? Kıskançlık nedir? Kıskançlık bir nesneyi ya da kişiyi paylaşamama, sahiplenme duygusudur. Kıskançlık insan […]

The post Aşırı Kıskançlık İlişkilerde Sona Doğru Götürüyor appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
Kadın erkek ilişkisinde en tehlikeli duygulardan biri olan kıskançlık, çoğu kişi için aşılması çok zor bir durum. Kıskanç insanların yaptığı davranışlar kendilerine göre normal sayılsa da kıskanılan kişi için aynı durum söz konusu değil. Peki, kıskançlık kadın ve erkek ilişkilerini nasıl etkiliyor?

Kıskançlık nedir?
Kıskançlık bir nesneyi ya da kişiyi paylaşamama, sahiplenme duygusudur. Kıskançlık insan doğasında var olan doğal bir duygudur. Kıskançlığın sosyal olarak kabul edilen formu imrenme ya da öykünme olarak tabir edebileceğimiz çevremizde gördüğümüz kişilere özenme, kendi benliğinden ödün vermeden onlar gibi olmak istemektir. Bunu yaparken amaç kişinin kendisini geliştirmesi ve motive olması iken kıskançlık durumunda motivasyon yerini hırslanmaya ve kişinin içini kemiren, kafasının içerisinde yinelenip duran olumsuz düşünlere bırakır. Bu iki duygulanmayı ikisinin farklı yoğunluklarına ve kişide uyandırdığı duygulara bakarak ayırt edebiliriz. Kişiliği henüz oturmamış çocuklarda tüm duygular çok yoğun yaşandığı gibi kıskançlık da sözsel ve davranışsal ifadelerle kendisini gösterecek şekilde ifade bulur. Çocukların arkadaşlarını kıskandıklarına ve onların canını yakmak istemelerine çok sık şahit olmuşuzdur. Bu durum bazı süreçler yaşandığı takdirde yetişkinlikte de görülebilir. Bizim en sık karşılaştığımız hali romantik ilişkilerde yaşananıdır. Aşırı sahiplenme kıskanılan kişiyi rahatsız ettiği kadar bu duyguyu uç noktalarda yaşayan kişi için de tehlikeli (rahatsız edici) bir durumdur. Hem kıskançlık duygusunun kendisi hem de buna eşlik eden düşünce ve düşüncelerin tetiklediği davranışlar kişinin hayatını çekilmez bir hale sokabilir. Elbette kıskaçlığın hedef aldığı diğer kutup olan kıskanılan kişi için de durum pek iç açıcı olmaz.  Eğer duygu zarar verme noktasında yaşanıyorsa kıskanç kişi mutlaka tedavi görmelidir.

Kıskançlığın Altında Yatan Durumlar Nelerdir?

Kıskançlık duygusunun altında yatan birçok sorun olmakla beraber en sık gözlemlenenler özgüven eksikliği, karşı tarafa güvenmeme ve karşı tarafı kaybetme korkusudur.
Kıskanan kişi geçmişte güveninin sarsılacağı bazı olaylar yaşamış olabilir. Erken çocukluk döneminde yaşanan bazı hadiseler kişinin ruhsal gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir.  Örneğin anne baba arasında geçen sorunlardan dolayı kişinin ailenin dağılması önemli bir etmen olarak karşımıza çıkabilir.  Ebeveynlerden birinin ya da her ikisinin aldatılma gibi güven sarsıcı büyük bir sorun yaşaması ve bunun  küçük yaşlarda aile içerisinde çocukların da dahil olduğu bir şekilde dikkatsizce ve özensizce yaşanması ileriki yaşlarda kişinin yaşadığı beraberliklerde de terk edilme, aldatılma gibi olaylara maruz kalması kıskançlık duygusunun uç noktalarda yaşanmasına sebep olabilir. Bu olaylara maruz kalan kişinin ergenlik ve yetişkinlik yıllarında kıskançlık duygusunun yoğun olarak yaşanması ya da bu duygusunun tetiklenmesi için romantik ilişki yaşadığı kişiyle güven sarsıcı bir olay yaşıyor olması da gerekmez. Kişi önlenemez bir şekilde herhangi bir belirti olmaksızın takıntılı olarak bu duyguyu sıkça ve yoğun olarak yaşayabilir.  Kaybetme korkusu, sevgiden mahrum kalma durumu kişi için son derece yıkıcıdır. Kişi kıskançlık duygusunun onu bu olumsuz sonuçlardan koruyacağını sanabilir. Kıskaçlık duygusuna öfke, değersizlik, mutsuzluk, yalnızlık çaresizlik duyguları da eşlik edebilir. Kıskanç kişi kendinin değerli olmadığını düşünür ve özgüven eksikliği yaşar. Kendisine olan güvensizliğini birlikte olduğu kişiye yansıtarak işleri her iki taraf için de zorlaştırır. Bununla beraber ikili ilişkilerde erkek ya da kadın arasında yaşanan bazı olaylar da kıskançlık duygusunun aşırı yaşanmasına neden olabilir. Örnek olarak kişi sürekli olarak eşi tarafından aşağılanıyor, yetersiz görülüyor ve sürekli eleştiriye maruz kalıyor ise kişinin özgüven eksikliği yaşaması ve bundan dolayı da eşini kaybedeceği korkusuna kapılması kıskançlık duymasına yol açabilir. Esasında eşini aşağılayan ve sürekli aşağılayan kişinin bunu yapmasındaki asıl neden kendisine olan güvensizliği, terk edilmekten korkması olabilir. Terk edilmelerini engellemek için eşini değersiz görerek eşini kendisine bağımlı hale getirmek istiyor olabilir. Elbette tüm bunlar bilinç düzeyinde yaşanmadığı için kişinin fark etmesi neredeyse imkansızdır.
Aşırı Kıskanç Kişiler Ne Gibi Davranışlar Sergilerler?
Aşırı kıskançlık duygusu yaşayan bir kişi birçok karmaşık duyguyu da beraberinde yaşadığı için son derece tehlikeli davranışlar gösterebilir. Özellikle bu duygu önüne geçilemez bir hal aldığında kişi davranışlarındaki dengesizliği fark etmesine rağmen buna engel olamayabilir.
Kıskanan kişi beraber olduğu kişiyi sürekli takip edebilir, telefonlarını, mesajlarını kontrol edebilir. Sahiplendiği kişiyi başkalarıyla iletişim halinde olmaması için eve kapatabilir, ailesi ve arkadaşlarıyla görüşmesini engelleyebilir. Böylece birlikte olduğu kişinin kimse tarafından görülmeyeceğine, fark edilmeyeceğine hükmettiğinden içi bir nebze olsun rahat edebilir ama yine de günün belirli saatlerinde telefonla kontroller yaparak bu durumu sağlamlaştırmak isteyebilir. Bu davranışın hedefi genellikle kadınlar olurlar. Aşırı kıskanan kişi birlikte olduğu kişiye duygusal ve fiziksel şiddet uygulayabilir, bu kişiyi tehdit edebilir. Kıskançlığın çok ileri düzeyde olduğu durumlarda çiftlerden kıskanan taraf eşinin farklı cins bir doktor tarafından muayene edilmesini bile tolere edemeyebilerek ciddi sağlık komplikasyonlarının gelişmesine neden olabilir ve bu nedenle aşırı kıskanç olan kişiler mutlaka tedavi olmalıdırlar.
Kıskanılan Kişi Kendini Nasıl Hisseder?

Kıskanılan kişi beraberliğin ilk zamanlarında sahiplenilmeyi hoş karşılayabilir. Fakat belli bir süre sonra bu durum iki kişi için de son derece tehlikelidir. Özellikle kıskanç kişi kıskançlığın şiddetini, sıklığını ve süresini arttırdığı durumlarda davranışlarının şiddetini de arttırır. Böyle zamanlarda kıskanılan kişi bu noktaya nasıl geldiklerini dahi kestiremez işin içinden çıkmak istedikçe daha çok batar ve kıskanan kişinin şüphelerini doğrulayacak şeyler yapmaya başlar. Kıskanılan kişi kendini kafese konulmuş gibi hisseder, zamanla psikolojisi bozulur, huzursuz olur ve hırpalanır. Kıskanan kişiyle konuşamaz ve kişiye derdini anlatamaz hale geldikleri noktada bu kişiden ayrılma yolları arar. Daha önce de bahsettiğim gibi kıskanan kişinin terk edilme, sevilmeme ve değer görmeme düşünceleri böylece pekişmiş olur.
Çok Kıskanan Kişi Çok Sever Düşüncesi Doğru Mudur?

Romantik ilişkiler taraflar karşılıklı olarak birbirlerinin hayatlarına müdahil olunmadığı durumlarla sağlıklı olarak ilerler. Önemli olan başkalarının özel hayatına saygı göstermektir. İnsanın sevdiği kişiyi kaybetme korkusu hissetmesi normaldir. Birbirini seven iki insanın birbirlerini ölçülü derecede kıskanıyor olması sevimli bir duygudur ancak aşırı kıskaçlık çok sevmeden kaynaklanan bir duygu değildir. Güvensizlikten ve özgüven eksikliğinden kaynaklanır ve tamamen sağlıksız bir durumdur. Aşırı sevgi bağımlılıktan doğar. Kişi eğer birlikte olduğu kişi olmadan ne yapacağını bilemiyorsa, bütün planlarında o kişi de olacak şekilde hareket ediyor ve aksi bir duruma tahammül edemiyorsa kıskanır.  Bu sevgi türü de kesinlikle sıkıcı ve boğucudur. Sağlıklı ilişkilerde çiftler birbirlerinin benliklerini eritmeden aynı potada var olabilirler. Birbirlerinin farklı zevklerine ve isteklerine değer verirler. Çiftler birbirlerini önemserler, kıskanırlar ama birbirlerini sıkmazlar. Kıskançlık her iki taraf için de aşılması güç bir durumdur.
Aşırı Kıskançlığın Tedavisi Nedir?

Tedavide kıskaçlığın alt sebepleri araştırılır. Kıskançlık kişinin hayatının bir bölümünde foksiyonel bir görev almış olabilir ve kişi bu öğrenmeyi tüm hayatına genellemiş olabilir. Kıskançlığın sorun olduğu noktada eski öğrenilmiş davranış kalıpları daha önce işe yaradığı gibi çalışmıyor demektir. B uda demek oluyor ki kişi davranışlarını değiştirmelidir. Tedavi gören kişiden kıskançlık duyduğu noktaları, yaşadığı süreci incelemesi ve tepkilerini gözlemlemesi istenir. Yapılan incelemeler kişinin kendi davranışlarının farkına varmasını sağlar çünkü kıskançlık genelde farkında olunmadan sergilenir ve büyük çoğunlukla kıskanılan kişinin yakınmaları sonucu ilişkinin çıkmaza girmesi dolayısıyla profesyonel yardıma başvurulur. Kişinin kendine olan ve çevreye olan güveninin kazandırılması sağlanır. Eski davranış kalıplarının yeni duruma uymadığı vurgulanarak yenilerinin geliştirilmesi için eski otomatik düşüncelerin ve akabinde gelişen rasyonel olmayan tepkilerin değiştirilmesi hedeflenir.
Kıskançlık Duyan Kişilere Önerileriniz Nelerdir?
—Kıskançlık yaratan duygular keşfedilmeli.
—Aşırı kıskançlık duygusunun hayatın hangi döneminde nasıl edinildiği ve işe yaradığı keşfedilmeli.
—Kıskançlıkla beraber gelen olumsuz duygular tespit edilmeli.
—Olumsuz duyguların yol açtığı otomatik düşünceler fark edilmeli.
—Otomatik düşüncelere verilen rasyonel olmayan tepkilerin yerine yenileri geliştirilmeli.
—Yeni davranış kalıpları test edilerek olumlu kazançları görülmeli ve kişinin hayatına genellemesi sağlanmalı.
—Kişi geçmişte yaşadığı kötü olayları geride bırakmalıdır.
—Güven duygusu yeniden kazandırılmaya çalışılmalıdır.
—Sosyal aktivitelere katılabilir, hobiler edinebilir.
—Olumlu düşünceler içine girmeli şüphecilikten uzak durmalıdır.
—Başkalarının onun hakkındaki düşüncelerini gereğinden fazla önemsememeli.
—Romantik partneri ile sorunlarını açık bir şekilde konuşabilmeli, geleceğe dair korkularının kökenleri tespit edilmeli.
—Tüm bunları sağlıklı bir şekilde yapabilmek ve süreci olabildiğince sancısız geçirebilmek için mutlaka profesyonel bir uzmandan yardım alınmalıdır.
AŞIRI KISKANÇ SÜREKLİ AŞAĞILIYOR,

The post Aşırı Kıskançlık İlişkilerde Sona Doğru Götürüyor appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
http://sifalibtkiler.com/asiri-kiskanclik-iliskilerde-sona-dogru-goturuyor/feed/ 0
Kıskançlık Nedir ? http://sifalibtkiler.com/kiskanclik-nedir/ http://sifalibtkiler.com/kiskanclik-nedir/#comments Wed, 11 Jan 2012 21:42:05 +0000 http://sifalibtkiler.com/?p=7563 Kıskançlık nedir? Kıskançlık bir nesneyi ya da kişiyi paylaşamama, sahiplenme duygusudur. Kıskançlık insan doğasında var olan doğal bir duygudur. Kıskançlığın sosyal olarak kabul edilen formu imrenme ya da öykünme olarak tabir edebileceğimiz çevremizde gördüğümüz kişilere özenme, kendi benliğinden ödün vermeden onlar gibi olmak istemektir. Bunu yaparken amaç kişinin kendisini geliştirmesi ve motive olması iken kıskançlık […]

The post Kıskançlık Nedir ? appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
Kıskançlık nedir?
Kıskançlık bir nesneyi ya da kişiyi paylaşamama, sahiplenme duygusudur. Kıskançlık insan doğasında var olan doğal bir duygudur. Kıskançlığın sosyal olarak kabul edilen formu imrenme ya da öykünme olarak tabir edebileceğimiz çevremizde gördüğümüz kişilere özenme, kendi benliğinden ödün vermeden onlar gibi olmak istemektir. Bunu yaparken amaç kişinin kendisini geliştirmesi ve motive olması iken kıskançlık durumunda motivasyon yerini hırslanmaya ve kişinin içini kemiren, kafasının içerisinde yinelenip duran olumsuz düşünlere bırakır.
Bu iki duygulanmayı ikisinin farklı yoğunluklarına ve kişide uyandırdığı duygulara bakarak ayırt edebiliriz. Kişiliği henüz oturmamış çocuklarda tüm duygular çok yoğun yaşandığı gibi kıskançlık da sözsel ve davranışsal ifadelerle kendisini gösterecek şekilde ifade bulur. Çocukların arkadaşlarını kıskandıklarına ve onların canını yakmak istemelerine çok sık şahit olmuşuzdur. Bu durum bazı süreçler yaşandığı takdirde yetişkinlikte de görülebilir. Bizim en sık karşılaştığımız hali romantik ilişkilerde yaşananıdır. Aşırı sahiplenme kıskanılan kişiyi rahatsız ettiği kadar bu duyguyu uç noktalarda yaşayan kişi için de tehlikeli (rahatsız edici) bir durumdur. Hem kıskançlık duygusunun kendisi hem de buna eşlik eden düşünce ve düşüncelerin tetiklediği davranışlar kişinin hayatını çekilmez bir hale sokabilir. Elbette kıskaçlığın hedef aldığı diğer kutup olan kıskanılan kişi için de durum pek iç açıcı olmaz.  Eğer duygu zarar verme noktasında yaşanıyorsa kıskanç kişi mutlaka tedavi görmelidir.
Kıskançlığın Altında Yatan Durumlar Nelerdir?
Kıskançlık duygusunun altında yatan birçok sorun olmakla beraber en sık gözlemlenenler özgüven eksikliği, karşı tarafa güvenmeme ve karşı tarafı kaybetme korkusudur.
Kıskanan kişi geçmişte güveninin sarsılacağı bazı olaylar yaşamış olabilir. Erken çocukluk döneminde yaşanan bazı hadiseler kişinin ruhsal gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir.  Örneğin anne baba arasında geçen sorunlardan dolayı kişinin ailenin dağılması önemli bir etmen olarak karşımıza çıkabilir.  Ebeveynlerden birinin ya da her ikisinin aldatılma gibi güven sarsıcı büyük bir sorun yaşaması ve bunun  küçük yaşlarda aile içerisinde çocukların da dahil olduğu bir şekilde dikkatsizce ve özensizce yaşanması ileriki yaşlarda kişinin yaşadığı beraberliklerde de terk edilme, aldatılma gibi olaylara maruz kalması kıskançlık duygusunun uç noktalarda yaşanmasına sebep olabilir. Bu olaylara maruz kalan kişinin ergenlik ve yetişkinlik yıllarında kıskançlık duygusunun yoğun olarak yaşanması ya da bu duygusunun tetiklenmesi için romantik ilişki yaşadığı kişiyle güven sarsıcı bir olay yaşıyor olması da gerekmez. Kişi önlenemez bir şekilde herhangi bir belirti olmaksızın takıntılı olarak bu duyguyu sıkça ve yoğun olarak yaşayabilir.  Kaybetme korkusu, sevgiden mahrum kalma durumu kişi için son derece yıkıcıdır. Kişi kıskançlık duygusunun onu bu olumsuz sonuçlardan koruyacağını sanabilir. Kıskaçlık duygusuna öfke, değersizlik, mutsuzluk, yalnızlık çaresizlik duyguları da eşlik edebilir. Kıskanç kişi kendinin değerli olmadığını düşünür ve özgüven eksikliği yaşar. Kendisine olan güvensizliğini birlikte olduğu kişiye yansıtarak işleri her iki taraf için de zorlaştırır. Bununla beraber ikili ilişkilerde erkek ya da kadın arasında yaşanan bazı olaylar da kıskançlık duygusunun aşırı yaşanmasına neden olabilir. Örnek olarak kişi sürekli olarak eşi tarafından aşağılanıyor, yetersiz görülüyor ve sürekli eleştiriye maruz kalıyor ise kişinin özgüven eksikliği yaşaması ve bundan dolayı da eşini kaybedeceği korkusuna kapılması kıskançlık duymasına yol açabilir. Esasında eşini aşağılayan ve sürekli aşağılayan kişinin bunu yapmasındaki asıl neden kendisine olan güvensizliği, terk edilmekten korkması olabilir. Terk edilmelerini engellemek için eşini değersiz görerek eşini kendisine bağımlı hale getirmek istiyor olabilir. Elbette tüm bunlar bilinç düzeyinde yaşanmadığı için kişinin fark etmesi neredeyse imkansızdır.
Aşırı Kıskanç Kişiler Ne Gibi Davranışlar Sergilerler?
Aşırı kıskançlık duygusu yaşayan bir kişi birçok karmaşık duyguyu da beraberinde yaşadığı için son derece tehlikeli davranışlar gösterebilir. Özellikle bu duygu önüne geçilemez bir hal aldığında kişi davranışlarındaki dengesizliği fark etmesine rağmen buna engel olamayabilir.
Kıskanan kişi beraber olduğu kişiyi sürekli takip edebilir, telefonlarını, mesajlarını kontrol edebilir. Sahiplendiği kişiyi başkalarıyla iletişim halinde olmaması için eve kapatabilir, ailesi ve arkadaşlarıyla görüşmesini engelleyebilir. Böylece birlikte olduğu kişinin kimse tarafından görülmeyeceğine, fark edilmeyeceğine hükmettiğinden içi bir nebze olsun rahat edebilir ama yine de günün belirli saatlerinde telefonla kontroller yaparak bu durumu sağlamlaştırmak isteyebilir. Bu davranışın hedefi genellikle kadınlar olurlar. Aşırı kıskanan kişi birlikte olduğu kişiye duygusal ve fiziksel şiddet uygulayabilir, bu kişiyi tehdit edebilir. Kıskançlığın çok ileri düzeyde olduğu durumlarda çiftlerden kıskanan taraf eşinin farklı cins bir doktor tarafından muayene edilmesini bile tolere edemeyebilerek ciddi sağlık komplikasyonlarının gelişmesine neden olabilir ve bu nedenle aşırı kıskanç olan kişiler mutlaka tedavi olmalıdırlar.
Kıskanılan Kişi Kendini Nasıl Hisseder?
Kıskanılan kişi beraberliğin ilk zamanlarında sahiplenilmeyi hoş karşılayabilir. Fakat belli bir süre sonra bu durum iki kişi için de son derece tehlikelidir. Özellikle kıskanç kişi kıskançlığın şiddetini, sıklığını ve süresini arttırdığı durumlarda davranışlarının şiddetini de arttırır. Böyle zamanlarda kıskanılan kişi bu noktaya nasıl geldiklerini dahi kestiremez işin içinden çıkmak istedikçe daha çok batar ve kıskanan kişinin şüphelerini doğrulayacak şeyler yapmaya başlar. Kıskanılan kişi kendini kafese konulmuş gibi hisseder, zamanla psikolojisi bozulur, huzursuz olur ve hırpalanır. Kıskanan kişiyle konuşamaz ve kişiye derdini anlatamaz hale geldikleri noktada bu kişiden ayrılma yolları arar. Daha önce de bahsettiğim gibi kıskanan kişinin terk edilme, sevilmeme ve değer görmeme düşünceleri böylece pekişmiş olur.
Çok Kıskanan Kişi Çok Sever Düşüncesi Doğru Mudur?
Romantik ilişkiler taraflar karşılıklı olarak birbirlerinin hayatlarına müdahil olunmadığı durumlarla sağlıklı olarak ilerler. Önemli olan başkalarının özel hayatına saygı göstermektir. İnsanın sevdiği kişiyi kaybetme korkusu hissetmesi normaldir. Birbirini seven iki insanın birbirlerini ölçülü derecede kıskanıyor olması sevimli bir duygudur ancak aşırı kıskaçlık çok sevmeden kaynaklanan bir duygu değildir. Güvensizlikten ve özgüven eksikliğinden kaynaklanır ve tamamen sağlıksız bir durumdur. Aşırı sevgi bağımlılıktan doğar. Kişi eğer birlikte olduğu kişi olmadan ne yapacağını bilemiyorsa, bütün planlarında o kişi de olacak şekilde hareket ediyor ve aksi bir duruma tahammül edemiyorsa kıskanır.  Bu sevgi türü de kesinlikle sıkıcı ve boğucudur. Sağlıklı ilişkilerde çiftler birbirlerinin benliklerini eritmeden aynı potada var olabilirler. Birbirlerinin farklı zevklerine ve isteklerine değer verirler. Çiftler birbirlerini önemserler, kıskanırlar ama birbirlerini sıkmazlar. Kıskançlık her iki taraf için de aşılması güç bir durumdur.
Aşırı Kıskançlığın Tedavisi Nedir?
Tedavide kıskaçlığın alt sebepleri araştırılır. Kıskançlık kişinin hayatının bir bölümünde foksiyonel bir görev almış olabilir ve kişi bu öğrenmeyi tüm hayatına genellemiş olabilir. Kıskançlığın sorun olduğu noktada eski öğrenilmiş davranış kalıpları daha önce işe yaradığı gibi çalışmıyor demektir. B uda demek oluyor ki kişi davranışlarını değiştirmelidir. Tedavi gören kişiden kıskançlık duyduğu noktaları, yaşadığı süreci incelemesi ve tepkilerini gözlemlemesi istenir. Yapılan incelemeler kişinin kendi davranışlarının farkına varmasını sağlar çünkü kıskançlık genelde farkında olunmadan sergilenir ve büyük çoğunlukla kıskanılan kişinin yakınmaları sonucu ilişkinin çıkmaza girmesi dolayısıyla profesyonel yardıma başvurulur. Kişinin kendine olan ve çevreye olan güveninin kazandırılması sağlanır. Eski davranış kalıplarının yeni duruma uymadığı vurgulanarak yenilerinin geliştirilmesi için eski otomatik düşüncelerin ve akabinde gelişen rasyonel olmayan tepkilerin değiştirilmesi hedeflenir.
Kıskançlık Duyan Kişilere Önerileriniz Nelerdir?
—Kıskançlık yaratan duygular keşfedilmeli.
—Aşırı kıskançlık duygusunun hayatın hangi döneminde nasıl edinildiği ve işe yaradığı keşfedilmeli.
—Kıskançlıkla beraber gelen olumsuz duygular tespit edilmeli.
—Olumsuz duyguların yol açtığı otomatik düşünceler fark edilmeli.
—Otomatik düşüncelere verilen rasyonel olmayan tepkilerin yerine yenileri geliştirilmeli.
—Yeni davranış kalıpları test edilerek olumlu kazançları görülmeli ve kişinin hayatına genellemesi sağlanmalı.
—Kişi geçmişte yaşadığı kötü olayları geride bırakmalıdır.
—Güven duygusu yeniden kazandırılmaya çalışılmalıdır.
—Sosyal aktivitelere katılabilir, hobiler edinebilir.
—Olumlu düşünceler içine girmeli şüphecilikten uzak durmalıdır.
—Başkalarının onun hakkındaki düşüncelerini gereğinden fazla önemsememeli.
—Romantik partneri ile sorunlarını açık bir şekilde konuşabilmeli, geleceğe dair korkularının kökenleri tespit edilmeli.
—Tüm bunları sağlıklı bir şekilde yapabilmek ve süreci olabildiğince sancısız geçirebilmek için mutlaka profesyonel bir uzmandan yardım alınmalıdır.

The post Kıskançlık Nedir ? appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
http://sifalibtkiler.com/kiskanclik-nedir/feed/ 0
Cilt Bakımında Yapılan Beş Hata! http://sifalibtkiler.com/cilt-bakiminda-yapilan-bes-hata/ http://sifalibtkiler.com/cilt-bakiminda-yapilan-bes-hata/#comments Thu, 09 Feb 2012 17:38:22 +0000 http://sifalibtkiler.com/?p=7713 Hangimizin güzellik peşinde koşarken bir kaç küçük kural ihlali olmamıştır? En kusursuz görünen cilde sahip olanlar bile ara ara sivilceler ile uğraştıklarını ya da temizlenmemiş Dermatologlar, cilt bakımında yaptığınız en kötü hataları açıklıyor ve sıkça yapılan bu 5 güzellik yanlışını düzeltmeniz için çözümler sunuyor. Kural ihlali yapmamalı Hangimizin güzellik peşinde koşarken bir kaç küçük kural […]

The post Cilt Bakımında Yapılan Beş Hata! appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
Hangimizin güzellik peşinde koşarken bir kaç küçük kural ihlali olmamıştır? En kusursuz görünen cilde sahip olanlar bile ara ara sivilceler ile uğraştıklarını ya da temizlenmemiş Dermatologlar, cilt bakımında yaptığınız en kötü hataları açıklıyor ve sıkça yapılan bu 5 güzellik yanlışını düzeltmeniz için çözümler sunuyor.

Kural ihlali yapmamalı

Hangimizin güzellik peşinde koşarken bir kaç küçük kural ihlali olmamıştır? En kusursuz görünen cilde sahip olanlar bile ara ara sivilceler ile uğraştıklarını ya da temizlenmemiş makyajlarıyla yatağa girdiklerini itiraf ederler. Bu küçük hatalar çoğu zaman kısa vadede ciddi bir problem yaratmaz. Ancak uzun süre tekrarlanırlarsa eninde sonunda etkilerini yüzünüzde görmek kaçınılmazdır. New York Columbia Presbiterian Hastanesi’nin klinik dermatoloji doktorlarından David Bank’a göre, cilt epey dirençli ama onun da bir sınırı var. Ona iyi davranmazsanız, zamanla cildinizdeki problemlerle başedemez hale gelebilirsiniz. O halde öncelikle kötü cilt alışkanlıklarınızdan kurtulmalısınız; uzun yıllar boyunca harika bir cilde sahip olmanız neler yapmanız gerektiğini sizin için derledik.

1. Yanlış

Bacaklarınızı tıraş ederken tıraş kremi yerine, sabun ya da vücut şampuanı kullanmak.

Zararı: Tıraş jelleri ya da kremleri, jilete üstünde kayabileceği pürüzsüz bir yüzey sağlayarak cildin kızarmasını ve minik kesikler oluşmasını engeller. Pek çok sabunun etiketinde ‘nemlendiricidir’ yazmasına rağmen, sabunlar cildi tıraş esnasında korumazlar bu yüzden de tıraş sonrasında bacaklarınız pul pul görünebilir.

Yönteminizi değiştirin: Mutlaka kadınlara özel bir tıraş kremi kullanın ama sakın bir erkek tıraş kremi kullanmayın. Kadın traş kremleri cildi dinlendiren ve nemlendirmeye yardımcı olup cildi pullanma ve yara bereye karşı koruyan bitkisel özler içerir. Örneğin bir sonraki traşınızda cildi tıraşa hazırlayan Gilette Satin Care’i tercih edebilirsiniz. Eğer acil bir durumda kalırsanız tıraş kremi yerine saç kremi tercih edin. O bile bacağınızı eski klasik sabununuzdan daha iyi koruyacak ve cildinizin nem dengesini bozmayacaktır.

Sabunla vedalaşın
Tıraş jelleri ve kremleri, traş sonrası cildinizde yanma, kuruma gibi problemler yaşatmadan pürüzsüz bir tıraş sağlar.

2. Yanlış

Çenenizdeki o kocaman sivilceyi fark ettiğiniz an kendinizi tutamıyor ve sıkıyorsunuz.

Zararı: Dermatologlar hep bundan bahseder; sivilceleri patlatmak uzun vadede daha büyük sıkıntılara ve izlere yol açar. Sivilcenizi sıktığınızda, gözeneği tıkayan her ne ise dışarı çıkar ama büyük kısmı içerde, cildin altında kalır. Ama nedense her seferinde yine de sivilcenizi sıkmak, çirkin bir soruna güzel bir çözüm gibi gelir.

Yönteminizi değiştirin: Bunu yine de yapacaksanız, en azından doğru yöntemle yapın. Öncelikle sivilce ve siyah noktalar için özel tasarlanan metal çubuklardan birini alın. Aleti ve sivilceyi alkol ile silin. Ardından çıkıntıyı yumuşatmak için ılık bir kompres uygulayın (ıslak bir bez gibi). En sonunda çıkarıcı aletin deliği ile sivilceyi aynı hizaya getirin ve tam aşağıya doğru ittirin. Bu yöntemi sadece ucu görünen sivilceler ve siyah noktalarda kullanın. Derin kistlerde kullanmanız onları daha kötü hale getirecektir. Ama her zaman için en iyisi, bir dermatoloğa gidin ve o büyük sivilceyi uzmanın ellerine bırakın; bu sayede bir kaç saat içinde kaybolabilirler. Bir başka sivilceyle savaş yöntemi de yeni bir cihaz. Zeno adındaki bu cihaz pille çalışıyor ve ısı terapisi yöntemi ile sivilcedeki bakteri faaliyetini bitirip, beyaz uçlu sivilceye dönüşmesini engelliyor.

3. Yanlış

Siz sigara içmiyorsunuz ama içen arkadaşlarınızla vakit geçiriyorsunuz.

Zararı: Bir başkasının sigarasından çıkmasına rağmen, sigara dumanı cildinizi mahveder. Sigara dumanındaki kimyasallar (karbon monoksit, katran, nikotin v.b.) direkt gözeneklerinize işler. Bu toksinler vücudunuzun hücreleriyle temas ettiğinde ise, cildinizin yumuşak ve dirençli yapan elastinini bozup, cildinizde erken yaşlanmayı tetikleyen ve cildin kendi kendini yenileme özelliğini etkileyen zararlı yapılar oluşturur.

Yönteminizi değiştirin: Sigarasız ortamlarda kalmaya çalışın ama kendinizi bir duman bulutunun ortasında bulursanız da içenlerden uzak durun ve iyi havalandırılan yerlere yönelin (teraslı ya da dışarda oturulabilen bar ya da restoranlar). Eve dönünce de duşa girip saçınızla cildinize bulaşmış artıkları çıkarın. Hemen ardından da, C ve E vitaminlerini içeren antioksidan özellik taşıyan bir nemlendirici kullanın.

4. Yanlış

Cildinize her gün, hatta bazen günde iki kez peeling işlemi yapıyorsunuz.

Zararı: Evet, ölü hücrelerin atılması manasında cildiniz için yaralı olabilir. Ancak fazlası kesinlikle yarar sağlamak yerine zarar verir. Pek çok kadın baştan aşağa keselenir, gün içinde kimyasal bir dökücü olan alfa hidroksi asitlerini (AHA) içeren losyon kullanır ve gece de retinoid gibi dökücüleri içeren krem sürer. Tüm bunlar, tek bir günde üç ayrı soyma işlemi demektir. Bu işlemler cildin doğal koruyucu lipid yağ bariyerini ortadan kaldırır ve cildin doğal yapısını bozar.

Yönteminizi değiştirin: Kendinize günde en fazla iki metodu kullanacak şekilde sınır koyun. Aynı günde hem peeling etkisi gösteren bir krem hem kese hem de retinoidleri kullanmayın ve kullandıklarınızın da içeriklerini mutlaka inceleyin. Yüzünüz için aşırı ovalama gerektirmeden ölü hücrelerin atılmasını sağlayan ve AHA içeren bir temizleyici edinin. Ardından ölü hücreleri dökücü içeriğe sahip bir gece veya gündüz nemlendiricisi (ama her ikisini değil) edinin. Haftada bir olarak da, rahatlatıcı jojoba özleri içeren bir temizleyiciyle cildinize yardımda bulunun.

5. Yanlış

Makyaj fırçalarınızı nadiren temizlemek. Bir tek siz kullanıyorsanız neden uğraşacaksınız ki?
Zararı: Fırçalar, zamanla tam bir bakteri yuvası olabilir. Ve fırçayı temizlemezseniz, bakteri birikimi direkt teninize geri döner. Bütün o bakteriler hastalıklara yol açabilecek şekilde gözeneklere yerleşebilir. Bunun yanı sıra kirli fırçalar makyaj malzemesini kolaylıkla alamaz ve bunlarla iyi makyaj yapmak pek mümkün olmaz. Çünkü kılları birbirlerinin üstüne yığılmıştır. Bu da teninizde ve makyajınızda lekelere yol açar.

Yönteminizi değiştirin: Kiri ve bakteriyi atmak için, fırçaları temizleyici bir şampuanla haftada bir kez yıkayın. Ama bırakın makyaj fırçalarını yıkamayı, ikinci bir kat maskara atmaya bile zamanı olmayanlar için çabuk çözümler de mevcut. Örneğin Clinique’inki gibi anti mikrobik teknoloji kullanılarak probleme kökten çözüm getirmek için tasarlanan fırçalar.

The post Cilt Bakımında Yapılan Beş Hata! appeared first on Şifalı Bitkiler.

]]>
http://sifalibtkiler.com/cilt-bakiminda-yapilan-bes-hata/feed/ 0